Yeni Bir Efes Yazısı Ve Sayman Der ki……

Yeni Bir Efes Yazısı Ve Sayman Der ki……

Euroleague’in 10. hafta maçında sezona çok sıkıntılı başlayan Partizan’ı konuk eden Anadolu Efes bence sezonun en iyi oyununu oynayarak çok değerli bir galibiyet aldı. Tabi ki kendini herkese beğendiremedi çünkü beklentileri daha yüksek olan bölüm yine bazı şeyleri eleştiriyor, bu da çok normal.

Her takım gibi Efes’in de yaşadığı sakatlıklar var. Euroleague ve Türkiye Ligi tempoları oyuncuları çok zorluyor. Dikkat ederseniz Euroleague’de çift maç haftaları başladığından beri çok fazla sakatlık yaşanıyor tüm takımlarda. Sanmayın ki sıkıntı oynadıkları maçlar. Tam tersi genelde 2 metre üstü olan oyuncuların ve hatta 2.20 üstü oyuncuların bazen çift uçuş yapması, otobüs yolculukları, uçakta koltuklara sığmamaları, dizlerin yıpranması çok önemli etkenler. Her uçuşta EXIT bölümünü alamıyorsunuz. Oyunculara  ”Hiç yolculuk yapmadan evinizde haftada 4 maç oynar mısınız” deseniz % 90’ı zevkle oynaylar. Problem seyahatler ve getirdiği gizli zararlar.

Oynadığı 10 maçta 4 kez evinde ve 1 kez de deplasmanda kazanan Anadolu Efes şimdilik fikstür dezavantajına rağmen en azından Real Madrid maçı dışında evinde her takımı yenip belli bir istikrar yakaladı. Monaco deplasmanında alınan galibiyet ise altın değerindeydi. Benim penceremden görünen şey şu: Eğer Efes evindeki maçları kazanmayı sürdürür ve kalan maçlarda 1-2 deplasman galibiyeti daha alabilirse 2. yarıda çok daha güvenli oynayıp play-off yapabilir. Fikstür 2.yarıda lehine olacak gibi duruyor. Willis 2 ay civarı olmasa da Tibor iyileşiyor. Willis’in savunmadaki savaş ve katkısını Tibor veremez ama Larkin ile oynayacağı ikili oyunlardan da ihya olur. Elijah’ın da geri dönüşü ile kısa rotasyonu rahatlayacak ve baskılı savunmadan geri adım atılmayacaktır. İlk periyottaki top getiren oyuncuya yapılan ikili sıkıştırmalar ve pas araları Partizan’ı fena dağıttı. Tam 7 top çalan Efes geriden gelip öne geçerken hayal edilen takım haline dönüştü. Partizan tam 20 top kaybederken Efes bunların 15tanesini elden çaldı. Erdem Can ve düzeni oturdukça daha çok ısıran ve karşı takıma hasar veren bir Efes ortaya çıkacak. Efes’e geldiğinde 29 yaşında olan Beaubois şimdi 35 yaşına geldi. Keza Tibor ve Larkin de hem yaş olarak ilerlediler hem de doygunluk yaşayan isimler oldular. Ancak Larkin’in ”Çekilin kenara ve işi bana bırakın” dediğinde neler olacağını herkes biliyor. Tıpkı Bogdan Bogdanovic kafasını salladığında olan şeyler gibi. Bu sezonu onur mücadelesi şeklinde geçireceğini tahmin ettiğim Larkin karakterini bir kez daha ortaya koymaya başladı. Darius ve Beaubois’nın bu nedenle çok rahatlayacağı da kesin. Bence taşlar  yerine oturuyor ve takım eksilse de bir çare bulunacak gibi duruyor. Seyirci de bu Efes’e alışmaya başladı. Bu hafta destek yine harikaydı. 10 sayı geri düşen takımı yine ayağa kaldırdılar.

Gelelim savunmanın son durumuna. Öncelikle bire bir savunmalar daha iyi iyiydi bu  hafta. Yenen sayı herkesi yanıltabilir. Bir maçta yenen sayının çok ya da normal olduğu maçın temposu ile ilgilidir. Çok baskı yapılıp tempo yükseldiğinde ortaya 3-5 saniyede atılan bir sürü  sayı çıkar. Aynı tempoyu rakip takım da oynadığında tenis maçına döner. Bu, takımın kötü savunma yaptığını göstermez. Yani yüksek tempo bir tercihtir ve Efes’in bu kadrosu bu şekilde oynamalıdır. Kaldı ki Efes’in hücum temposunun inanılmaz olduğu bir maçtı. Diğer takımların büyük bölümünün sadece TV’de görebileceği bir tempo. Yani Efes gelişiyor ve özgüveni artıyor. İt Dalaşı’nı daha güvenli yapıyor. Belki Partizan da eksikti ve Efes’in işi kolaylaştı ama unutmayalım ki dünyada bir araya geldiklerinde en tehlikeli olan ekollerin başında Sırplar gelir. Obradovic’in çok fazla bir arada tuttuğu Sırp oyuncular otomatik pilota aldıklarında çok tehlikeli oluyorlar. Partizan Fenerbahçe’yi yenerken de aynı sahneler oluşmuştu. En büyük hata Sırp oyuncuları küçümseyip maça çıkmaktır ve onlar bunu çok sever ve hemen cezalandırırlar. Efes tam tersini yapıp hepsine sahada olmayan Punter muamelesi yapınca ayakta kaldı.

 

 

Toplamda oyuncu-Koç ilişkilerinin çok iyi seviyede olduğunu görüyorum. Oyuncu Koçun yapmaya çalıştığı şeylerin doğruluğunu anladığında 2 vites arttırır. Sanırım durum şu anda böyle. Sanmayın ki Efes bundan sonra yenilmez armada olur diyorum. Tabi ki özellikle deplasmanlarda zorlanıyor ve uzun rotasyonu yetersiz kalıyor. Bence Willis’in olmadığı dönemde Zizic-Jones veya Tibor-Jones ya da Tibor –Zizic uzun rotasyonları olacaktır. ”Ama Jones 4 numara oynamaz” dediğinizi duyabiliyorum. Öyle bir oynar ki diyorum  bu arada. Bu, hangi oyunu oynadığınız ile ilgilidir. Geçiş döneminde Erdem Can bu üç rotasyonu zaman zaman hücum tipini değiştirip uygulayacaktır. Oyuncuların adaptasyon süresi kısa olursa çok maç kazanırlar.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Erdem Can Türkiye Ligi maçı kadrolarında herkesi şaşırtıp risk alıyor. Bazen hoşunuza gitmiyor ama bu iş Euroleague takımlarında böyle olmalı. Bazı oyuncularınızı dinlendirip korurken bazı oyuncularınızı da (özellikle Türkler) sahaya sürerken onları geliştiriyorsunuz. Erdem Can, Melih ve Salih’e yeterince güveni sezon başında verdi. Onlar biliyorlar ki çok çalıştıkça daha da fazla oynayacaklar ve Milli Takımı zorlayacaklar. Sakatlığı geçen Erten ve Ercan Osmani Türkiye Liginde önemli katkı veriyorlar. Erkan zaten tecrübeli ve savaşçı. Oyuncularınızı özellikle çift maç haftasında dinlendirmezseniz sonuç hüsran olur çünkü sakatlıklardan hiç kurtulamazsınız. Dün Ergin Ataman Demecinde “Genç Oyuncuların Katkı Vermesi Lazım, Sloukas’ı Ligde 30 Dakika Oynatamam” dedi. Pana belki iyi bir çıkış yakaladı ama üst üste maçlar bazı oyuncuları risk altına sokuyor. O da söylediklerimle eşdeğer şeyler söyledi ve tedirginliğini dile getirdi çünkü Sloukas geçen yılın yarısını sakat geçirdi.

Efes bazen tabi ki kaybedecek, bunu Erdem Can da biliyor ama yapılması gereken NET budur. Sezon sonunda ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Yazdıklarım ve söylediklerimin bilimsel bir tarafı yoktur ve tamamen kişisel görüştür. Zaten böyle olmalı. Farklı fikirler iyidir ve gelişime katkı sağlar. Çünkü tam tersini düşünenler de vardır. Ama bazen favori olmamak çok büyük avantajdır. Ben bu sezon ki Efes’e böyle bakıyor ve işlerin daha iyiye gideceğine inanıyorum.

 

Naçizane..

 

 

 

SAYMAN