Saymandan Basketbol-Voleybol Farklılıkları Ve Nedenleri (1.Bölüm)

Saymandan Basketbol-Voleybol Farklılıkları Ve Nedenleri (1.Bölüm)

Merhaba Sporseverler,

Dün Basketbol ve Voleybolu detaylı şekilde karşılaştıracağımı sosyal medyada ilan etmiştim. Bu kapsamda sizlere alt yapılardan turnuvalara kadar her şeyi detaylı şekilde izah etmeye çalışacağım. Her sporun iyileri kadar başarısız olan bölümleri de mevcuttur. Önemli olan ne kadar düzeltme eğiliminde olduğunuz ya da ne kadar güçlü olup olmadığınızdır. Bakalım ortaya nasıl bir tablo çıkacak?

 

 

Dün Basketbol Milli Takımımızın Bormio kampı ile ilgili basın-medyada hararetli bir ortam oluştu, bende dikkatle izledim. Son dönemde çaptan epey düşen ve turnuvalara katılım hakkı konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan 12 Dev Adam kadrosunda spekülasyonlara neden olan bazı gelişmeler oldu. Yaklaşık olarak 10 yıldır sürekli yabancı oyun kurucu devşirme merakımız yerli oyun kurucularımızı da çok tedirgin ve mutsuz etti (Dixon-Larkin-Willbekin). Motivasyonlar kaybolunca yeniden kazanabilmek mucizelere kalır. Profesyonel spor yapanlar bunu iyi bilir. Bu nedenle Basketbolumuz çok uzun yıllardır nitelikli oyun kurucu sıkıntısı yaşamaktadır ve yaşayacaktır. Bu süreci nasıl minimize edebileceğimiz ve nasıl önlemler alacağımız önemlidir. Bormio kampına giderken ana isimlerin gelmeyişi canları fena sıktı. NBA biteli çok zaman geçti ve oyuncular şimdiye dek yeterince tatil yapıp kafasını boşaltma şansı buldu. O yüzden dinlenme mazereti otomatik rafa kalktı. Bu, elendikten sonra en az 45 gün anlamına gelir. NBA olmayanlar için daha da uzun. Euroleague ve Türkiye Ligi’nde final oynamayan takımların oyuncuları yaklaşık 2 aydır tatilde.

Dün spor basınımızdaki bazı dostlarımızın sosyal medyada serzenişleri vardı. ‘Voleybolcular koşarak Milli Takıma gidiyor ama Basketbolcular gitmiyor’ gibi. Eda Erdem örneği de vardı yaşı nedeniyle. Vargas’ın yüksek motivasyon ve mutluluğu hatta. Çok doğru söylenenler…Ancak !!!…İnsanlar sadece mutlu oldukları yerde olmak isterler. Mutsuz oldukları yerde gergin, isteksiz, düşük performanslı olurlar. İnsanların en büyük sıkıntıları ve hatalarından biridir bu ve ne yazık ki engelleyebilmek çok da kolay değildir. O yüzden oyunculara mutlu olabilecekleri ortamları hazırlarsanız koşarak gelirler. Aksi taktirde ayaklar geri geri gider, gelse bile akıl ve ruh orada olmaz!

Her turnuva öncesi yaşanan kadro kaosu, Larkin’in sürekli sorun çıkarması, ideal kadro ile olamamak, bence aynı dili konuşmamak (İngilizce-Türkçe gibi değil, aynı şeyleri düşünmek ve istemek) ayrı bir sorun. Arkadaşlık seviyelerinin düşük olması biraz da. Federasyon Başkanı sezonun çok büyük bölümünü Amerika’da geçirip Zoom üzerinden toplantılar yaparsa, olayın yarısı sanal seviyeye gelmişse ve en önemli maçlarda (Gürcistan ve Fransa) Başkan maçta değilse oyuncular umursanmadıklarını ve önemsiz olduklarını düşünüp motivasyon kaybeder. Ve hatta diğer yöneticiler. Turgay Demirel her maçta olurdu, hiç takımı yalnız bırakmadı. Hatta antrenman kaçırması bile çok nadirdir. Turgay Demirel geçmiş dönemlerde çok haksızlık ettiğimizi yazmıştım geçenlerde !

 

 

Voleybola bakarsak 2003 yılında Ankara’daki Avrupa şampiyonası öncesi Koç Deniz Esinduy’un kalp krizi geçirip vefat etmesi sonrası direksiyona yardımcısı Reşat Yazıcıoğulları geçmiş ve Takıma final oynatıp gümüş madalya kazandırmıştı. Filenin Sultanları’nın doğuşunu gösteren turnuvadır ve o günden beri Voleybol inanılmaz bir planlama ile bugün Dünya sıralamasında 1 numaraya ulaştı. Hayatta hiç bir şey tesadüf değildir ve her şeyin bir nedeni vardır. Yani bugün Voleybolcu kızlar Milli Takım kampına KOŞARAK geliyorsa burada çok başarılı bir organizasyon, çok iyi arkadaşlıklar, birbirine saygı-sevgi ve idari ve teknik ekibe güven mevcuttur. Başkan Mehmet Akif Üstündağ tıpkı Turgay Demirel gibi takımı hiç bir turnuvada yalnız bırakmadı. Daha önceki Başkanlarda yalnız bırakmamıştı. Heyecanını görmek bile motivasyon kaynağı oyuncular için. Değer verildiklerini hissediyorlar çünkü.

Toplamda mutlu bir ortam oluşturursanız oyuncular koşarak kampa gelirler. Ancak mutlu bir ortam oluşturamazsanız oyuncular bir mazeret üretip Milli Takıma gelmezler. Bu arada Voleybol ligleri bittikten çok kısa süre sonra Milli Takımlar kampa girer ve çok uzun süre kampta kalıp çok uzun bir turnuva olan Milletler Ligini oynar. Sonra kamplar devam eder, çünkü Avrupa Şampiyonası, Dünya Şampiyonası ya da Olimpiyatlar vardır. Kızlar yaz boyu kamp ve turnuvadadır ama hiç şikayet etmezler. Motivasyonları hiç düşmez. Çünkü mutlulardır…..

 

 

MİLLİ TAKIM ANTRENÖRLERİ

Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Akif Üstündağ 2016’da yapılan seçimlerde Başkanlık koltuğuna oturdular. Hidayet Türkoğlu’nun olağanüstü bir oyunculuk kariyeri varken Mehmet Akif Üstündağ’ın daha mütevazi bir oyunculuk kariyeri mevcuttu. Üstündağ oyunculuk sonrası Koçluk da yapmıştı. Sonrasında Türk Telekom Basketbol Takımında da yönetici olarak yer almıştı.

Üstündağ göreve geldiğinde, 2008’den itibaren Türkiye’de olan ve Vakıfbank Koçluğu yapan Giovanni Guidetti’yi göreve getirdi ve Filenin Sultanları Guidetti ile müthiş başarılar kazandı. Dünya markası haline geldi. Guidetti 6 yıl aralıksız Milli Takım Koçluğu yaptı. Yani Üstündağ, başkanlığı sırasında 6 yıl tek Koç ile çalıştı.

Hidayet Türkoğlu ise 6 yıl içinde tam 3 koç ile çalıştı. Seçimi kazandığında Koç olan Ergin Ataman ile yolları ayırma sinyalleri verince Ataman kendiliğinden görevi bıraktı ve yerine Ufuk Sarıca geldi. Bu arada Milli Takım tarihinde 3. kez Dünya Şampiyonasında ilk sekize girmişti ve Ataman’ın gidişi herkesi şaşırtmıştı. Ufuk Sarıca artık iyice değişime giden Milli Takım kadrosunda yeni jenerasyon ile çalıştı. Ancak jenerasyon eskisi kadar donanımlı değildi ne yazık ki. Beklenen başarı gelmeyince Türkoğlu Orhun Ene’yi göreve getirdi. Bu kez jenerasyonun diğer ülkelere göre zayıf kalması sonrası yine ortaya hayal edilen galibiyetler gelmedi ve bu kez Orhun Ene gitti ve yerine Ergin Ataman geri döndü. Ancak şu an için Milli Takım bir çok fırsatı kaçırmış ve turnuva dışı kalmıştı. Avrupa ve Dünya Şampiyonası fırsatını kaçıran Milli Takımın tek umudu yakında başlayacak Olimpiyat elemeleri olacak. Ancak kadronun tam netleşmemesi tabi ki büyük sorun. Önümüzdeki günlerde gelişmelere göre yeniden olaya bakışımızı netleştirebileceğiz.

Bugünlük bu kadar diyelim ve çok uzatmayalım. Hafta sonu yazımın 2. bölümünü ekleyeceğim. 2 gözde sporun konuşulacak ve yazılacak çok şeyi var. Sizi yormak istemiyorum. Devamında Altyapıların durumları ve yetişen oyuncuların Milli Takıma verdiği katkıları dile getireceğim. Ve tabi ki Melissa Vargas’ın ve Daniele Santarelli’nin büyük katkısını.

Sevgiler…